Kayıtlar

SAVRULANLAR

Resim
Savruldun gittin Ta kayboluncaya kadar. Un ufak, ufacık noktacık kaldın Anlamsızlığına dayanarak Övündün alkışlayan tilkilere minnet. Bizimki de merhamet dolu kalp ağlasak ne yazar! Gidiyorsun heyhat! Uçurumlardan aşağı. Tutunmaya çalıştığın eşek dikeni Savruldun gittin  Ta kayboluncaya dek Bizde de kalmadı ne yürek ne hareket! Git o hâlde Selametle İlknur Yılmaz Arslan

PROF. DR. ZEKİ BAYRAKTAR’IN İNTERSEKS -HERMAFRODİT VE EŞCİNSEL KİTABININ YAZAR KATILIMLI KRİTİĞİ

Resim
Eşcinsel ilişkiyi ahlakî olarak onaylamıyorum”, “eşcinsel ilişki inancıma ters” diyen insanların artık azınlık haline getirilip linç ve manipülasyonlarla susturulduğu, bilimsel verilere dayanarak eşcinsel dürtüye sebep olan şeyleri masaya yatıran bilim insanlarına aba altından sopa gösterildiği bir dönemde Prof. Dr. Zeki BAYRAKTAR’ın yazdığı “İNTERSEKS-HERMAFRODİT ve EŞCİNSEL” kitabını okumaya karar verdim Kitabı birileriyle mütalâ etmek istiyordum. Bu yüzden beni anlayacağını düşündüğüm, Eğitimci arkadaşlarım Ayla Sarıhan, Semra Eski, Emine Elden, ve Avukat arkadaşım Öznur Uslu’yu içinde bulunduğum sıkıntılı durumdan haberdar edip onlara kitabı birlikte okuyup kritik yapmayı teklif ettim. Her ne kadar yeni yazıya geçirmiş olsam da aslında biz, Prof Dr Zeki Bayraktar Bey’in bizi kırmayıp katıldığı bu kitabın kritigini, 16 Ocak 2021 tarihinde yapmıştık. Yazıya geçirmekte bu kadar gecikmemin sebebi, yalnız içinde bulunduğum yoğunluk değil tabi ki. Ortamda artık rahatça düşünc...

YELKOVANDAN KAÇAN ADAM

Resim
Belki de bitmeyen mide bulantılarımızın, iflah olmaz yalnızlık duygularımızın, boşlukta yüzmemizin sebebi, güneşe, hilale, hayatımızda yer açmamamızdır. Tabiatın bir parçası, bir kardeşi, cemaati olmamızı reddetmemizdir. Ahmet Haşim, "Müslüman Saati" adlı yazısında anlatır ya: "Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre dinden, Irktan ve an'aneden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu hayat üslûbuna göre de saatlerimiz ve günlerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını, şafağın parıltıları; sonunu, akşamın ışıkları tâyin ederdi. Işıkta başlayıp ışıkta biten on iki saatlik kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. Müslümanların mesut olduğu günler, işte bu günlerdi." iki yakamızın bir araya gelmemesin nedeni, belki de budur. YALNIZ, saat ile arkadaş olmamız: yelkovanın önünde koşturup durmamızdır. İlknur Yılmaz Arslan

TERK-İ DİYAR

Resim
Bazen "terketmek" demek, "başını alıp gitmek demek" değildir.  Bazen terketmek, listeden çıkmak da olmaz. Bazen terketmek, yabancılaşmaktır. Sessizce yabancılaşır o... İtiraz etmez ama söylediklerinin, artık gönül dünyasında karşılığı yoktur. Eskisi gibi komik bulmaz söylediklerini, eskisi kadar katıl-a-maz fikirlerine... Eskisi kadar şaşırmaz tesbitlerine; eskisi kadar can dost, aileden biri, yoldaş olarak görmez seni. Diyorum ya yabancılaşmıştır ama nezaketen dillendirmiyordur... Yabancılaş-tırıl-mıştır senin şahsınca. Muhtemelen sen, söylediklerinle, duruşunla gönül sofranın çevresinde, onun sandalyesini dışarı koymuşsundur. Belki de o görmüştür ama sen hâlâ... Lay lay lom...  İlknur Yılmaz Arslan

BİR GÜN

Resim
Meryem orucu çok uzun sürdü.  Artık Safa Tepesi'ne çıkmak istiyorum. Düşmekten korkmadan... Balinanın karnından kurtulup,  Ninovalıların yüzüne taa gözünün içine tükürmek istiyorum. Kınanmaktan korkmadan... Deli gibi fısıldamaktan bıktım. Cebrail gibi ilahi vahyi evrenin üzerinden haykırmak istiyorum.  Utanmaktan korkmadan... Musa yumruğumu çirkefin tam tepesine indirip yarenlerimle koşmak istiyorum.  Çalınan cevher tekrar avuçlarımda, Kızıldeniz'i kötünün üzerine boca etmek istiyorum. İki eli kuruyasıca Ebu Leheb'in çirkin yüzünden kormadan... 11 Nisan 2017 anısına...

BAKIRI ALTINA ÇEVİREN ANLAM

Resim
ALTIN VE BAKIR FİLMİNİN, İLMİ ANLAMDIRMA KONUSUNDA VERDİĞİ MESAJ) Altın ve Bakır Filmi, beni etkileyen, yaşadıkça, izlediğim karelerin anlamlı hâle geldiği filmlerden biri. Kendime, aileme, insanın içinde bulunması muhtemel durumlara ve bu durumlara karşı geliştirmesi istenen bakış açısına dair o kadar şey anlattı ki bana.. Film mi hayatı şerheder, hayat mı filmi şerheder? Her ikisini de buldum bu filmde. Her izleyici bu filmden kendine dair birşeyler çıkarır elbet ancak hayat yolculuğunu, hakikati aramayla, hakikat arayışını da ilim öğrenmekle özdeşleşleştirmiş bireylere daha çok şey anlatır bu film… Bazı insanlar için hayatın anlamı hakikat arayışına; hakikat arayışı da ilm yolculuğuna eşdeğerdir desek de, ilm yolculuğu esnasında, asıl amaç olan  anlamlandırma  unutulur bazen. İlm, yalnız şimdiki ânını, dünyevi geleceğini kurtaran, ya da bunlara da yaramayan birikmiş bir yük olur zihinde. Varoluş amacına hizmet etmeyen, yeni sorular üretmeyen bilgi, eşyanın tanımı olarak ası...

NEREDESİN SEN

Resim
Sen gittiğinde, sürüklediğin eteklerin çiçeklerimi topladı. Çiçeklerim döküldü eteklerimden. Yıldızlar kaydı, döküldü eteklerime.  Parçalanmış ayakkabısını sürüye  sürüye yanıma gelen yetim cocuklar hatrına! Sen gitme ki yıldızlar küsmesin bana. Ellerim zayıflamasın davamın yolunda. Çaresiz olduğunu haykırmasın insanın aziz alnı.  Sevgiye aç ruhlarını doyuracağız daha halkın! Ben fistanımla oynarken, sen eteklerinle Çiçeklerimi sürüye sürüye gidiyordun.  Pembe çiçeklerim ardından bakakalmış Yıldızlarıma kim ağlar annemden başka.  Suskunluğu, göğü yararken, sahipsizlerin, Sen şiirlerle gittin kardeşim, sularım kurudu. Neredesin? Van! İzmir! Kıbrıs! Rusya! Almanya!  Bir nefes çekiyor pencerem en derinden, Dua eden ellerim ümidin pırıltılarıyla Belki gelirsin bir gün gül kokularıyla. Yapılacak çok iş var. Gidilecek çok yol Üzülecek ne çok şey var. Yetistirilemeyecek, bize benliğimizi unutturacak ne çok sorumluluk... Biz kimiz? Neciyiz? Gideceğimiz yol, şifa ol...