YELKOVANDAN KAÇAN ADAM
Belki de bitmeyen mide bulantılarımızın, iflah olmaz yalnızlık duygularımızın, boşlukta yüzmemizin sebebi, güneşe, hilale, hayatımızda yer açmamamızdır. Tabiatın bir parçası, bir kardeşi, cemaati olmamızı reddetmemizdir.
Ahmet Haşim, "Müslüman Saati" adlı yazısında anlatır ya: "Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre dinden, Irktan ve an'aneden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu hayat üslûbuna göre de saatlerimiz ve günlerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını, şafağın parıltıları; sonunu, akşamın ışıkları tâyin ederdi. Işıkta başlayıp ışıkta biten on iki saatlik kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. Müslümanların mesut olduğu günler, işte bu günlerdi."
iki yakamızın bir araya gelmemesin nedeni, belki de budur. YALNIZ, saat ile arkadaş olmamız: yelkovanın önünde koşturup durmamızdır.
İlknur Yılmaz Arslan
Yorumlar
Yorum Gönder