GÜNEŞİN ISITTIĞI İNSANLAR

Bayrampaşa, Piri Reis Sokağı....
ÇABUK ÜŞÜYEN BİR İNSANIM. KALDIRIMDA GÜNEŞİN EN NET ŞEKİLDE VURDUĞU BİR YER ARIYORUM. GÜNEŞ, İKİ KALDIRIMIN ORTASINDAN, YOLUN UCUNDAN ÇIKIP ÇIKMAMA KONUSUNDA KARARSIZ GİBİ. Üniversite sınavları kadar olmasa da, heyecan ve hafif hareketlilikle  birlikte sokaktaki farklılık hissediliyor. Yanıma bir genç kız çekinerek yaklaştı. 
- Bakar mısınız? Bir şey diyebilir miyim?
- Buyurun lütfen. 
Gözüme baktı. Söylemeye çekiniyor gibi düşündü. 
- Sizi dinliyorum, buyurun?
- Sınava gireceğim ve yanımda kalemim yok! 
- Çok üzgünüm. Ben de sadece bir kalem aldım. İkinci bir kalemim olsaydı inanın hemen verirdim. 
- Peki, iki liranız da mı yok? Kalem...
- Tabi ki ama iki lira yetecek mi? Gelin beraber arkamızdaki kırtasiyeye soralım. 

Arkama döndüm. "Hoşoğlu Kitap Kırtasiye" yazıyor. Kırtasiye sahibi olduğunu düşündüğüm uzun sakallı adama:
- Abi! Kalem ne kadardı?
- Altı lira abla!

Elimi çantama attım. Her zamanki gibi, çantada çeşit çeşit ihtiyaç olacağını düşündüğüm eşyaların içinden cüzdanımı, cüzdanımın içinden de paramı çıkartmam saniyede gerçekleşmeyecekti tabi ki. Kırtasiye sahibi/çalışanı:

- Paranız yoksa bedava! dedi ve benim itiraz etmeme fırsat tanımadan içeri girdi. Biraz sonra elinde kalemle çıktı. Kızcağız, üzerinden büyük bir yük kalkmış, önemli bir sorununu gidermiş olmanın verdiği huzur ve kırtasiye çalışanına duyduğu minnetin yansıttığı tatlı pembe yüzüyle gülümseyerek teşekkür etti. Hemen karşıda olan okulun bahçesine doğru yöneldi. 

Bu hareket bana Rahmetli Dedem'i hatırlattı. Dedem, İstanbul'dan her Konya'ya gidişimde elini cüzdanına atar bana muhakkak harçlık verirdi. Oysa sadece emekli maaşı vardı. Başka bir yerden geliri de yoktu. "Dedeciğim! Gerek yok!" desem de bunu adeta görev ve ibadet bildi. En son harçlığımı verdiğinde kanserden dolayı yatalaktı. 

Sevgili çocuklarım! Sevgili öğrencilerim! Bizim insanımız genel olarak öğrenciyi kutsal bilir. Üstten bakmıyorsa, hareketleri, konuşmaları saygı sınırları içindeyse öğrenciye saygı duyar. Bu durum bile motivasyonunuzun yakıtı olsun. Bu ülkeye, bu insanlara nasıl katkıda bulunuruz sorusu hep kalbinizde olsun. Bu şevkle sarılın derslerinize. Siz yalnız değilsiniz. 

KALDIRIMA VURAN GÜNEŞ ISITIYOR BENİ. KALBİM SICACIK. GÜNEŞ, İKİ KALDIRIMIN ORTASINDAN BAŞINI UZATMIŞ BANA GÜLÜMSEDİ. Ben de ona... Işıktan kollarını uzattı:
- Hayat güzel değil mi?
- Detaylarıyla birlikte hayat güzel Güneş! 
- Görmek lazım İlknur!
- Görmek lazım Güneş! Yoksa haksızlık ederiz...

Sonra çektiğim kırtasiye fotoğraflarına bakmak istedim. Başka bir ayrıntıyı ancak fotoğrafa bakınca gördüm. Sen de görmek istiyorsan fotoğrafa bak. Zirâ bakmak ile görmek çok farklı şeyler. 🙂

İlknur Yılmaz Arslan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜNEŞ İNSANLAR

KENE İNSANLAR