GÜNEŞ İNSANLAR

GÜNEŞLER

İnsanlığa faydalı oluyorlar. Işıkları, uzun mesafeleri katediyor. Sen de bu ışıktan olabildiğince faydalanmaya çalışıyorsun. Ama ne yazık ki Sevgili Güneş, seni kendine çok yaklaştırmıyor. Bu sende bir değersizlik hissine yol açıyor. Kızıyorsun ama yaydığı ışıktan (fikirlerinin cazibesinden, ortaya koyduğu eserlerden, insanlığa bağışladığı icat, keşif ve değerlerden... vs) kendini alamıyorsun. Haksız da sayılmazsın. 👍

Eğer bu dünyadan ayrıldıysa hâlâ onun ışığında yürüyor, ayrılmadıysa yoluna ışık tutuyor. Bir teşekkür etseydin bari değil mi? Gerçi teşekkürünün maskelediği "seninle ekip olmak istiyorum. Seninle birlikte yürümek istiyorum" niyeti, buradan anlaşılmıyor da değil. 😏 İyi de güneş senin yolunu aydınlatırken, 
senin farkında bile değil. O sadece kendi yanıyor. Yanarken bunu aydınlatmak için yapmıyor bile olabilir. Işık kendiliğinden gelişiyor. Hem ekip olup ne yapacaksın? Yanarsın yahu! 

Güneş bazen bir mucid, bazen bir Peygamber, filozof, bazen bir fikir adamı veya siyasi bir figür olabilir. Bazen dünyaya bırakması gerekeni bırakmış bazen de hala aydınlatmaya devam ediyor da olabilir. Hatta güneş sosyal medyayı aktif kullananlardan biri olabilir. Herkesin güneşi farklı farklı da olabilir. Güneş, varoluş yolumuzda bizim karşımıza aniden çıkabilir. Bazı soru işaretlerimizi yazdığı kitaplarla, söylediği sözlerle, sosyal medyadaki paylaşımları ile ustalıkla açar. İşte o zaman sen çok heyecanlanırsın. Çünkü onun sayesinde yolun biraz daha açılmıştır. İçten içe hayranlık duyarsın. Yaşıyorsa takip de etmeye başlayabilirsin. Artık yolundaki pek çok tümseği o düzleyecektir. Fakat o da ne? Bazı eserlerini anlayamıyorsun. Oysa ki bunu anlayabilsen kim bilir hangi yollar açılacak karşına? 

Temiz yüreğinle sorarsın "Bu ne demek?" Cevabı beklersin heyecanla. Cevap mı? Senin sorunu beğenir ama cevap vermez. Ağzına geleni sayarsın. 
- Uyuz! Gıcık! Pis kibir!

Sakin sakin... Uyuz da değil. Gıcık da değil. O bir güneş!

Hem her soruya cevap vermeye zaman ayırabilseydi Güneş olabilir miydi? Zaman deyip geçme! Üstad Ali Ulvi Kurucu öğrencilik hatıralarını anlatır... Yemek hazırlığı esnasında eriyen vaktine acıdığı için dışarı çıkarken, bulguru ıslatıp çıktığını, geldiğinde şişmiş olan hazır bulguru yediğini söyler. Yine Kurucu Hoca, abisinin, ilminin ürünü olan bir kitap yazamamasını, halkın her özel günlerinde dua etmek için onu çağırmasına bağlar ve üzülür. Halkın bu anlayışsızlığına kızdığını satır arasından anlarsınız. 

Şimdi ne kadar kızarsan kız! Sen güneşin sözlerine, yolunda bazı kavşaklar buluncaya kadar muhtaçsın. En fazla sırtını döner, o yokmuş gibi davranırsın ama bunda kaybedecek olan kim? İyi düşünmek lazım. 

Tavsiyem odur ki bu ışıktan faydalanmaya devam et. Bırak o etrafındaki gezegenlerle ekip olsun. Karşılıklı oturup çay içtiğin, iki lafın belini kırdığın dostlarının yanında aldığın keyfi alamayacaksın güneşle. Kahkaha atamayacaksın. Yüzünü şekilden şekile sokamayacaksın. Çılgınlık da yapamayacaksın. O halde rolleri karıştırmaya gerek yok. 

Güneş gözlüğünü tak, kremini sür. Cevap mı vermiyor? Artık her bilgiye çok kolay ulaşılabiliyor. Yaz arama motoruna bazı kelimeleri. Ama sakın güneşi hayatından çıkarma. Bırak o seni görmesin. Böyle bir amacın yok zaten. 

Yok eğer çay bardağı ve çay kaşığı seslerinin karıştığı bir ortamda demli sohbetler yaparken bir taraftan da yolunu açmak istiyorsan çevrendeki AĞAÇLARI iyi tesbit etmen gerekecek. Onu da sonra yazacağım nasipse... 🙋
(Not: Anlatılanların hiç birisi bilimsel gerçekliğe sahip değildir.')

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜNEŞİN ISITTIĞI İNSANLAR

KENE İNSANLAR