BEN KİMİM
Geçmiş travmalarımız, gelecek beklentilerimiz, mahcûbiyetlerimiz, korkularımız, acılarımız, küskünlüklerimiz, kırgınlıklarımız, açlıklarımız; olmak istemediğimiz halde olduklarımız, olmak istediğimiz halde olamadıklarımız, özlemlerimiz, özlediklerimiz, yanında güvende olduklarımız, ezberlerimiz;
Derin kuytularımız... Çoook derin kuytularımız...
İnsan, bu kalabalıkların içinde kaybolan kendini bulmak istiyor bazen. Merak ediyor, bu kalabalıklar olmadan çıplak kendiğini. Aslında neydim ben ve ne hâle getirildim. Makyajın ve kaderin altında ne var? Bu asıla, bu cevhere sarılmak istiyor, korumak istiyor. Çekirdeğe yol alış çok uzun görünüyor. Çekirdeğin kendisi yakıcıysa?..
İnsan yanmayı göze alamıyor da mı çıplak kendiliğini kabullenemiyor yoksa çekirdeğe ulaşınca, ortada kendilik diye bir şey kalmayacağı için mi?
Bu masa bugün gerçekten rengârenkti. Burada çatal, kaşık, gülüş sesleri, sıcacık bir sohbet vardı. Üstünde bir masa örtüsü seriliydi. Dostlarımız gitti ve ortada böylece kalakaldı. Anlamını yitirmiş gibiydi. Şekilli bir ahşap... Bu artık bir masa mıydı? Yoksa onu masa yapan şeyler; hikayeleri mi?
İlknur Yılmaz Arslan
Yorumlar
Yorum Gönder