NEFS-İ LEVVAME
Çakılı kaldın bu karanlık basamakda
Cennetin nerede olduğunu bile bile
Kosmasaydın cehenneme!
Su, yerden berrak bir şekilde fışkırırken
Lavların içinde yüzmek neyine!
Çehren bu kadar berrakken,
Sürdün böyle karaları yüzüne!
Kötülüğe de günaha da alışılırmış.
Utanmak neyine!
Tatların hası önünde sıralanmışken
İğrenç tatlar neyine!
"Koş" diyecegim ya sana
Ne benim sana güvenim kaldı ne kalbinin!
Artık bu utançla tak yüzüne peçeni
Masum gökyüzüne bakmak neyine!
Bin kere bozdun Tevbeni
Bin kere koştun kalbini karartmaya
"Allah'in rahmeti" dedin
cehennemde işin ne!
Kalbini vermeseydin güçlü sandığın esfellerin eline
Övünüp durduğun güçlü silahın nerede?
Acıların, anlamsızlıkların padişahının cürmü ne ki?
Sen hala bu kuyudasın?
Bekleme boşuna kalbine Cebrail'i
Cebrail in gelmesi bedelsiz değil
Gelmez bu kadar karanlık kalbe…
Şimdi af dile!
Aydınlıktan sonra karanlığa göz kırptığın için!
Af dile! cehennemin heyecanını, cennetin huzuruna tercih ettiğin için!
Zürriyyetimin önünde bir meşale olamadığın için!
Gönder bana yine nefesini Allah'ım!
Ellerin nerede?
İlknur Yılmaz Arslan
Yorumlar
Yorum Gönder