SAKLAMBAÇ
SAKLAMBAÇ
-Bir, iki, üç, dört sobe!
Saklanmayan ebe!
-Bulamazsın beni
"yaşamak" denilen gerçek dışı bir yerdeyim.
Kimselerin tenezzül edip uğramadığı ara sokaklarda, güneş ışıklarıyla dans etmekteyim
Kardeşlerim! Ah kardeşlerim!
Hileli oyundan çekilince, unutmalardayım.
Bir parantezin içinde ayrıntılar hediye etmekteyim.
-Neredesin? Çık ortaya!
-Bayrak yaptım kendimi, istihare duasının harflerine sımsıkı tutundum.
Metafizik bir boşluğun içinde,
hiçliğimin besmelesindeyim!
İblisin vesvese vermeyi unuttuğu saflığın zirvesindeyim!
-Çok uzadı bu oyun! Neden çıkmıyor bu?
Ben "bu" zamirinin içinde,
Bir kayanın gölgesinde, kanaata gülümseyen çiçeğin içindeyim.
Okyanus dedikleri gözyaşında yüzmekteyim
Dünya dedikleri bu hayal nesnesiyle...
-Annemler şimdi eve çağıracak! Uzattı da uzattı.
-Tamamlanamıyorum dostum!
Cümlenin sonunda, iki nokta ağırlığından kurtulmak isteyen üç noktadayım...
-Kimsin sen! Oyunu tadında bırakmayı bile beceremiyorsun! Çık çık diyorum artık!
-Bir vücut bulmak için debelendigim günden beri, çıkamadım kitap sayfalarından
"Kebikeç" dediler
Daha çok kayboldum!
Ateşler içindeyim
Düştüğüm İbrahim'in ateşi değil!
Dibi görünmeyen bir boşluğun içinde, kendi yankılarımla üşüyorum.
Beklediğim ilahi bir sestir,
Düştüğüm Yusuf'un kuyusu değil!
-Ne halin varsa gör! Gidiyorum!
-Yeni bir yara daha!
Olsun...
Yaraları kanayınca varlığını hatırlayan dervişin şükründeyim.
İstemezdim kimseyi üzmek
Ama ruh kendi cesedinden kaçıyor,
Nereye baksam orada değilim!
Ben de bilmiyorum: Ben neredeyim?
İlknur Yılmaz Arslan
Yorumlar
Yorum Gönder