BİR YÜRÜYÜŞ ÇEŞİDİ: DUA
(DUA MI İSTEK Mİ)
Vaktiyle dua tecrübesinin hazzına varmış sevgili bir dostum, eskisi gibi dua edemediği için üzüldüğünü söylemişti. Onu anlıyordum çünkü aynı acıyı ben de yaşıyordum. Zaman ile birlikte artan sorumluluklarımız, bizi hızlı olmaya zorluyordu. Dua için ise yavaşlamak lazım. Yavaşlamak, farkında olmak, hissetmek... Hızla yapılan dualar, dua da olamıyor, istek seviyesinde kalıyor. "Duanın yükseltici etkisinin" aksine, "istek" sığ olmanın yanında sahibinin seviyesini aşağıya doğru çekebiliyor.
Dua bambaşka bir boyut. Allah'tan bir şeyler istemek kolaydır ama bunu dua boyutuyla yapabilmek bambaşkadır.
Kişi Allah'a yalvarırken beş duyu organını aşan bir üst düzeye çıkabiliyorsa, dünyadan sıyrılıyorsa, konsantre olabiliyorsa gerçekten dua edebiliyor demektir. Böyle bir dua bitse de kuşatıcılığı devam eder.
Birlikte dua ettiğim bir öğrencim yanıma gelip "Hocam duam kabul oldu ama Allah duamı kabul etmeseydi bile, dua ederken yaşadığım şey, isteklerime ulaşmaktan çok daha güzeldi." dedi.
Aslında duadan kastım bu bilinç düzeyi. Dua ederken kişi yukarı çıkıp kendini, isteklerini ve dünyayı yukarıdan izleyebiliyorsa, yaşadığı bu sevgi ve heyecan, isteklerini aşar. Bir noktadan sonra kişi isteklerine kavuşmak için dua etmeyi bırakır, dua edebilmek için istemeyi ister. Daha sonra ise Allah'tan neler istemesi gerektiğini öğretmesini ister.
Günde beş defa böyle bir dua (namaz) ettiğimizi düşünüyorum da…
Sonuç değil süreç odaklı olmanın güzelliğini duada yaşayabilmek…
Beş defa sıkıntılarımıza, hüzünlerimize, isteklerimize, gülmelerimize, ağlamalarımıza en üstten bakabilmek… Belki isteklerimize o kadar da tutkuyla bağlanmaz, Hak katında bunların gerçekleşmesinin çok da zor olmadığını görüp, hırsımızı azaltır, isteklerimizin asıl hikmetlerini talep etmek isterdik.
Günde beş defa dünyanın küçülttüğü varlığımızı ahiret geleceği ile anlamlandırabilmek… Belki o zaman beşin arasında kalan vakit daha tahammül edilebilir bir hal alabilirdi.
Dua, ruhun damağında tat bırakan bir ibadet ve ruhun farklı tatları alabilmesi her zaman yolda olmaya (dua edebilmeye) bağlı..
Bu yüzdendir ki dua yolda olup sonuca odaklanmak değil, bizzat sonucu (duanın kabulü) kucağımızda gezdirdiğimiz halde yolun huzurundan dolayı ona odaklanmamak, kucağındakini yolda olabilmek için vesile bilmektir.
Yukarıda bahsettiğim bir dua için konsantrasyon çok önemli. Bazı insanlar ayak üstü bile bu adapte halini başarabilirler. Bazı insanlar, böyle bir dua için zamana ihtiyaç duyarlar. Bazı insanlar zamanla ve imkânla imtihan edilirler. Bence dua edebilmek başlı başına Hak Teala tarafından verilen bir ödül.
Dua edebilme eylemini herkes tatmalı. Ama bir kez tadınca, kavuşamamak daha acı oluyor. Dua edememek de sanırım bir şeylerin cezası. Bu yüzden bazen gülümsemek gibi küçük sadakalar verirken bile bunun pazarlığını yapmak gibi bir gaflete düşebiliyorum. "Allahım o halde sen de bana dua edebilmeyi nasip et" diyebiliyorum. Çünkü ben günahlarıma rağmen dua edebilmeyi çok özlüyorum.
Dua edebilmek için yavaşlamak lazım... Yavaşlamak, farkında olmak, hissetmek... Belki de yavaşlamak için de dua etmeye ihtiyacımız vardır...
İlknur Yılmaz Arslan, 7 Eylül 2021
Yorumlar
Yorum Gönder