UZAK OLAN YAKINDIR BELKİ

"UZAKTAYIM SANMA, ÇOK YAKINDAYIM" 

derdi Mustafa Demirci Abimiz... Ahlâkımızı karakterimizi bu ezgiler şekillendirdi.
Bundandır "âh" etsek de, kıranları bağışlayıp, kırıldığımız yerden şifa dağıtmaya; yakın olmaya çalışmamız. Zîra bardağa kan konmayacağına göre içtiğimiz kızılcık şerbetidir. 

İlk görev yerim olan Gaziantep'e giderken, henüz 5. Sınıfa geçmiş olan kızımın kulağına yine bu ezgiyi fısıldayarak söylemistim.

"Uzaktayım sanma, çok yakındayım..." 

Ezgidir, şarkıdır, sosyal medyada geçen basit bir cümledir diye geçmemek lazım. Zihnimizi, kalbimizi, tavırlarımızı belirliyor bu çekirdek cümleler. Düşüncelerimizi normal bir şekilde ifade etmek yerine ezgilerle, şarkılarla söylüyoruz. 
 
Biraz da melankolik bir hâle soktu bilirim, ancak bu nesil hüznün bereketine inandı. Hüznü sevmek, dünyayı sevmektir. Dünyanın yarısı hüzün, yarısı mutluluktur. Birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır bu iki duygu. Dünyayı sevmek, onu bu gerçekliğiyle sevmek... Bu yüzdendir ki,

"Uzaktayım sanma, çok yakındayım"

Bize çok şey anlattı bu cümle: Hayallerimiz, hasretini cektiklerimiz, uzakken zaten yakındı. Biz yakınken uzaklaşmaktansa, yakınlığını uzak olmasına borçlu olanı seçtik. 
İlknur Yılmaz Arslan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜNEŞ İNSANLAR

GÜNEŞİN ISITTIĞI İNSANLAR

KENE İNSANLAR