VAKUM İNSANLAR
Bir de vakumlar vardır ki bu böceklere çok benzerler. Ancak ateşin etrafındaki böcekler sizin yörüngeniz etrafında dönüp dururken, vakum sizi kendi yörüngesine çeker. Ateşin etrafındaki böcekler sizin gücünüzden beslenirken, vakum gücünü sizin pasifliğinizden alır. Ateşin etrafındaki böcekler ışığınız yandığı sürece size hayrandır. Vakum kendine hayrandır ve ışığının yanması size bağlıdır.
Vakumun derdi kendini iyi hissetmektir. Bu istek çeşitli şekillerde kendini gösterir. Bazen kendini yalnız hissetmemek, bazen kendini kahraman olarak sunmak, bazen fikirlerine şahit bulmak için size ihtiyaçları vardır. En kolay avlayabildiği kişiler, hassas, nazik, insanları kırmaktan çekinen, hayır demekte zorlanan, münakaşayı ve zıtlaşmayı ilkellik olarak gören tiplerdir.
Bir vakum, hedefine koyduğu kişiyi çok kolay yörüngesine alabilir. Hem de öyle maharetli bir şekilde gerçekleşir ki bu çekim, siz senelerdir bu yörüngede olduğunuzu zannedersiniz. Bu yörünge bazen bizzat kendisidir:
-Merhaba İlknur. Bir kahve yapayım da bir konuşalım. Bundan sonra seni, sana karşı terbiyesizlik yapanlara karşı ben koruyacağım. Hiç itiraz istemiyorum, haftaya bendesin. (Geçmiş olsun. Yörüngedesiniz)
Bazen de onun yalnız fikri olabilir. Vakum:
-Nasıl argo konuşuyor nasıl terbiyesiz bir kadın. İlknur da oradaydı. Duydu hepsini.
– Ben mi? Duymadım.
-Ay oradaydın. Duymaz olur musun? Nasıl da sinirlendin. E haklısın tabi. Yine iyi tuttun kendini. Aferin sana vallahi. Kibar kızsın.
-A evet. Bu kadar emin konuştuğunuza göre oradaymışımdır. (Fikrin yörüngesindesiniz.)
Fikrin yörüngesindeysiniz nisbeten kurtulma şansınız var. Ama kişinin yörüngesine zorla çekildiyseniz vakumdan kurtulmak çok zor. Ancak vakum dilerse sizi bırakır.
Vakumun sizdeki etkisi: Aynı ışığın etrafındaki böceklerin hissettirdiği gibi kendinizi kalabalık ve güçlü bir çevre içinde düşünürsünüz. Ancak böcekler sizi güçlü hissettiriyordu. Vakumun yörüngesinde kendinizi hep gölgede hissedeceksiniz. Ne zaman, nerede buluşacağınıza o karar verecek. Siz sadece onaylayacaksınız. Onaylamadığınız takdirde kaybetmekten korkacaksınız. Zira bu korku bir şekilde sizin gönlünüze vakum tarafından ekildi. Oysaki vakumun yörüngesinde siz bir grubun içinde ve güçlüsünüz. Kişiliğinizden ödün vermeniz şimdilik sizin için daha az önemli.Üstelik size zayıfken daha çok sahip çıkıyor. Sizi koruyor (!) Neden kaybedesiniz ki?
Aslında durum hiç te öyle değil. Siz bir şahsiyetsiniz ve eninde sonunda sürekli ödün vermek artık gururunuzu kıracak ve boğuluyor hissedeceksiniz. Keşke bu kadar vakumun yörüngesine kapılmasaydım diyeceksiniz ama üzülmeyin. Başta da belirttiğimiz gibi bu çok zor zira o sıcacık vakum bir anda buz kesilecek Soru bile soramayacaksınız. Mıknatısın aynı kutbu gibi fırlatacak sizi uzağına.
Kurtulmanın en doğru yolu mekân değişikliği. Bazı görevleri ve sorumlulukları bahane ederek ortak zaman ve mekân oluşturmamaya ve bunu vakum, yörüngesine yeni kurbanlar buluncaya kadar sürdürmeye çalışmak birinci yoldur. İkinci yol ise daha cesur bir eylemi gerektirir ki, vakumun yörüngesine girdiyseniz karakter olarak siz kibar ve hayır demekte zorlanan bir kişisiniz. Yine denemekte fayda var. Bahsettiğimiz şey açık yüreklilikle hayır demek. Hatta bir basamak üstü, sürekli yerinize birilerinin karar almasından duyduğunuz rahatsızlığı açık bir şekilde söylemeniz. Söylediniz mi? Eyvah! Gelsin tripler, gitsin yazıklar olsunlar. Böceklerin savuşmasından daha zor vakumun yörüngesinden kurtulmak. Şu an kendinizi dünyanın en nankör, en vefasız, en hain arkadaşı olarak hissediyorsunuz. Kulağınızda rahmetli vakumun “yazıklar olsunu çınlayıp duruyor. Kendi kendinize sürekli “Dünya dönüp duruyor! Ya günün birinde ona muhtaç olursam! Nasıl bakacağım yüzüne” diyip duruyorsunuz. Birileri ile sürekli konuşmaya ihtiyaç hissediyor ve aslında doğru bir hareket yaptığınızı onaylatmak istiyorsunuz. “Kırılmamıştır değil mi? Çok üzmemişimdir değil mi? Çok kaba değilim değil mi?” Sorularıyla bayıyorsunuz çevrenizi. Dudağınızda bir terennüm “Ben dünyanın en kötü insanı olabilirim.”
Sakin! Sakin! Her şey yolunda kibar insan! Bunu yapman gerekiyordu. Sen ona “ebediyyen git!” demedin. Sadece “ben yörüngede olmak istemiyorum. Ben de merkezim” dedin ki çok haklısın… Kaldı ki muhtaç olmak korkunu da yen! Düşünsel olarak İslâm felsefesinden yardım alabilirsin mesela. “Dost istersen Allah yeter!” Cümlesini sık sık aklına getirebilirsin.
Ama en iyisi nazik ve hayır demekte zorlanan bir kişiysen ve muhatabının vakum olduğunu anladıysan yol yakınken mekanını bile nazikçe değiştir deriz. Yine de macera istiyorsan karar senin.
Yorumlar
Yorum Gönder